Testis Kanseri

Testis Kanseri nedir?

Testislerin temel görevleri, sprem üretmek ve erkeklik hormonu olan testosteronu salgılamaktır. Testis kanseri, erkeklerde görülen bütün kanserlerin %1’lik kısmını oluşturan çok nadir bir kanser türüdür. Bununla birlikte, 18-35 yaş arasında en sık görülen solid kanser tipidir.

Belirtileri Nelerdir?

En yaygın belirti testiste ele gelen ağrısız kitledir. Bununla birlikte, bazı kitleler ağrıya neden olabilir. Testiste kitle veya şişlik görüldüğünde hemen bir üroloji uzmanına başvurmalısınız. Erkeklere, ayda bir kez sıcak bir duş sonrası kendilerini muayene etmeleri tavsiye edilir, böylece bu kanser türünün erken teşhisini koyabilirler. Ele gelen kitle harici vakalarda, uzak organların yayılmasına bağlı olarak sırt ağrısı, kemik ağrısı, bilinç bozukluğu ve öksürük gibi şikayetler ortaya çıkar. Bazen hormon salınımıyla birlikte memelerde büyüme ve ağrı gibi sorunlara da neden olabilir.

Risk Faktörleri Nelerdir?

İnmemiş testis hastalarında testis kanseri riski dört ila sekiz kat artmaktadır. Birinci derece yakınında testis kanseri görülenlerde de risk fazladır. Beyaz ırk, esrar kullanımı, Klinefelter sendromu, Down sendromu ve diğer genetik rahatsızlıklarda testis kanseri gelişme riski artmıştır.

Teşhis Nasıl Koyulur?

Testiste ele gelen bir kitle hissedildiği andan itibaren aksi ispat edilene kadar kötü huylu olarak kabul edilir. Skrotal ultrason, teşhis koymak için ilk ve en yaygın görüntüleme yöntemidir. Ultrason ile testiste bazı tümör belirteçlerinin (β-HCG,AFP,LDH) kan seviyeleri tespit edilmelidir. Bu tümör belirteçleri, hastalığın evrelenmesinde ve daha sonra hastalığın ilerleyişinin izlenmesinde kritik öneme sahiptir. İleri evre hastalıktan şüphe duyulan belirtiler görüldüğünde, bilgisayarlı tomografi, kemik sintigrafisi ve PET/CT gibi tetkiklere başvurulabilir.

Tedavisi Nedir?

Testis tümörü teşhisi konulduğunda hemen müdahale edilmelidir. Bu işlem, inguinal orşiektomi olarak bilinir ve bu işlemde testis kasık bölgesinden bir kesi ile çıkarılır. Çıkan patoloji sonuçları, ileri tedavi ve takip işlemlerini belirler. Bazı hastalar, lenf nodu çıkarılması ameliyatı (Retroperitoneal Lenf Nodu Diseksiyonu / RPLND), radyoterapi veya kemoterapi gibi ikincil hatta üçüncül tedavilere duyabilirler. İlgili branş hekimlerinin (örneğin, Üroloji, Medikal Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi) bir araya gelerek, tedavi protokolünü kesinleştirmesi en iyi yaklaşımı belirlemek için önemlidir.